BOŞANMA DAVASI
I. BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olmak üzere iki başlık altında düzenlenmiştir.
A.BOŞANMANIN ÖZEL SEBEPLERİ NELERDİR?
- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 161 Hükmüne Göre Zina,
- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 162 Hükmüne Göre Hayata Kast, Pek Kötü Veya Onur Kırıcı Davranış,
- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 163 Hükmüne Göre Suç İşleme, Haysiyetsiz Hayat Sürme,
- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 164 Hükmüne Göre Terk,
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 165 hükmüne göre Akıl Hastalığı,
B. BOŞANMA GENEL SEBEPLERİ NELERDİR?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 166 hükmüne göre evlilik birliğinin temelden sarsılması.
II. BOŞANMA DAVASI TÜRLERİ NELERDİR?
Boşanma davası anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası olarak ikiye ayrılır.
A. ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI NEDİR?
Türk Medeni Kanuna göre, eşlerin birlikte başvurması ya da eşlerden birinin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi durumuna anlaşmalı boşanma söz edilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun madde 166/3 hükmüne göre “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır”. Bu durumda anlaşmalı boşanma davasının kabulü için kanunun bazı şartlar kabul etmiştir. Kanuna göre;
- Evlilik ilişkisinin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. bir yılı doldurmayan eşler anlaşmalı boşanmazlar. Ancak bu durum tarafların çekişmeli boşanma davası açmasına engel teşkil etmez.
- Eşlerin mahkemeye beraber başvurmuş ya da bir eşin açtığı boşanma davasını diğer eşin kabul etmiş olması gerekir,
- Tarafların hakim huzurunda boşanma iradelerini bizzat açıklamaları gerekmektedir,
- Hakim, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu ile ilgili düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Öncelikle Anlaşmalı boşanma davası için mahkemeye başvururken her iki tarafında imza altına aldığı boşanma protokolünün dava dosyasına sunulması zorunludur. Taraflar, mal rejimine dayalı talepleri, maddi, manevi tazminat, nafaka, velayet, çocuklar ile kişisel ilişkinin kurulması gibi belli konular üzerinden anlaşıp bu protokol ile hükme bağlamaktadır. Bu protokolün hâkim tarafından uygun görülmesi gerekir. Hâkim gerekli gördüğü konularda değişiklik yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.
B. ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI NEDİR?
Çekişmeli boşanma davası tarafların anlaşmaması durumunda karşımıza çıkmaktadır. Bu dava da taraflardan birinin boşanmak istemesine karşın diğer tarafın buna istememesi veya istemekle birlikte sonuçlarını kabul etmemesi veya boşanmadaki kusurun kendisinden kaynaklanmadığından bahisle karşı boşanma davası açarak sürece devam ettiği bir boşanma davası türüdür. Çekişmeli boşanma davası anlaşmalı boşanma davasına göre daha uzun süren bir süreçtir.
III. BOŞANMA DAVASINDA YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR?
Boşanma davasında görevli mahkemeler aile mahkemesi olup aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemeleri görevlidir.
Genel kural, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 9 hükmüne göre; Her dava açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
Türk Medeni Kanunu Madde 168 Hükmüne göre Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Boşanma davaları ile ilgili HMK da düzenlenen genel yetki kuralı geçerli değildir. Boşanma davalarında, tarafların daha kolay dava açabilmeleri için Türk Medeni Kanunu, özel yetki kuralını getirmiştir.
IV. BOŞANMANIN SONUÇLARI NELERDİR?
A. BOŞANAN KADININ KİŞİSEL DURUMU
Türk Medeni Kanunu madde 173 hükmüne göre Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.
B. BOŞANMA DAVASI İLE NAFAKA TALEP EDİLEBİLİR Mİ?
Taraflar Boşanma davasıyla birlikte nafaka isteminde de bulunulabilir. Boşanma davası ile taraflar tedbir, yoksulluk, iştirak ve yardım nafakası talep edebilirler.
a. TEDBİR NAFAKASI
Tedbir nafakası boşanma yahut ayrılık davası sürecinde hâkim tarafından karar verilen geçici önlemlerdendir. Türk medeni Kanunu’nun 169. Maddesine göre; “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır”. Tedbir nafakası eşlerden biri hakkında hükmedilebileceği gibi çocuklar hakkında da verilebilecek bir nafaka türüdür. Tedbir nafakası alacak olan eşin boşanma veya ayrılıkta kusurlu ya da kusursuz olmasına dikkat edilmeyecektir. Tedbir nafakası ayrıca evlilik birliği devam ederken hâkimden talep edilebilecektir.
b. İŞTİRAK NAFAKASI
İştirak nafakası, boşanmanın çocuklar üzerindeki sonuçlarından bir tanesini düzenler. İştirak nafakası boşanma sonucunda çocukların bakım ve eğitim giderlerini kapsamaktadır. Velayetin kendisine verilmediği eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine kendi gücü oranınca katılmak zorundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 182. Maddesine göre; “Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir”.
c. YARDIM NAFAKASI
Yardım nafakası yoksulluğa düşen kişinin alt soy, üst soy ya da kardeşlerinden talep edebileceği bir nafaka türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 364 ve devamı maddelerinden kaynaklanan bu nafaka yükümlülüğü refah içerisinde olan kişilere yakın akrabaları lehine bir maddi yardım sorumluluğu yüklemektedir. Boşanmaya ilişkin olarak da çocuğun ergin kılınmasından sonra çocuğa ödenmesi gereken nafaka türlerinden biri olan yardım nafakası bu özelliğiyle iştirak nafakasından ayrılmaktadır.
d. YOKSULLUK NAFAKASI
Boşanma sonucunda yoksulluğa düşebilecek olan tarafın isteyebildiği bir nafaka türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesine göre; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz”.
e. NAFAKA ÖDEMEMENİN HUKUKİ SONUÇLARI NELERDİR?
Nafaka alacaklısı, mahkeme kararı ile hakkında yapılan icra takibine rağmen nafaka borcunu ödemeyen nafaka borçlusu hakkında İcra ve İflas Kanunu uyarınca 3 aya kadar tazyik hapis talepli İcra ceza mahkemesinde ceza davası açabilir. Yapılan yargılama sonucunda Nafaka borçlusu borcunu ödemediği takdirde hakkında tazyik hapis cezası uygulanacaktır. Bu ceza ayrıca para cezasına çevrilemediği gibi ertelenmesi de söz konusu değildir.
C. BOŞANMA İLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEP EDİLEBİLİR Mİ?
Evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesi durumunda taraflardan birinin talebi ile hukuki şartları varlığı halinde maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 174. Maddesine göre; “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir”.
D. BOŞANMA İLE VELAYET TALEP EDİLEBİLİR Mİ? VELAYET KİME VERİLİR?
Velayet ile ilgili hükümler; Türk Medeni Kanunu 335 ile 354 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Taraflar velayet konusunda anlaşmadıkları takdirde velayet konusu Mahkeme tarafından çözümlenir. Türk Medeni Kanunu’nun 336. Maddesine göre; “Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir”.
Mahkeme velayete karar vermeden önce hakim çocuğun üstün yararını göz önünde bulundurur. bu menfaat belirlenirken hangi ebeveyn çocuğa daha sağlıklı bakar, kim daha iyi gelecek sağlar gibi çeşitli unsurlar göz önünde bulundurur. Bu esnada çocuğun yaşı da göz önüne alınır.
Türk Hukukunda 0-3 yaş grubu çocukların anne bakım ve şefkatine mutlak olarak muhtaç oldukları kabul edilmektedir. Ve bu yaşa kadar olan çocuklarda annenin almasını engelleyecek ağır bir durum yoksa istikrarlı olarak velayet anneye verilmektedir. Yargıtay da bu kanıdadır.
3-7 yaş arasında olan çocuk annenin bakımına daha az muhtaçtır. Ancak yine bu yaşlardaki çocuğun da anneye değil de babaya verildiği durumlar çok nadirdir. Babaya verilmeye annenin çocuğun sağlığına zarar vermesi, çocuğuna bakmaktan aciz olması gibi durumlar örnek verilebilir.
6-12 okul çağındaki çocuklar bakımından yaş önem arz etse de bakıma muhtaçlık oldukça azaldığı için burada çocuğa sunulan maddi olanaklar da göz önüne alınmaktır. Bu yaş dönemindekilerde mahkeme uzman bir pedagog tayin ederek çocuğu dinleyecek ve çocuğun fikrine de başvurmuş olacaktır. Hakimin takdir yetkisi bulunmaktadır. bu nedenle çocuğun anne ya da babası ile kalma beyanı tek başına hakim için yeterli olmayacaktır. Hakim tüm durumu değerlendirerek çocuğun menfaati için en uygun tarafı seçecek ve velayet konusunda bu şekilde karar verecektir. Ülkemizin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 12 yaşını tamamlamış çocukların velayeti hakkında karar verilmesinden önce, mahkemenin bu çocukları dinlemesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu nedenle hakim çocukları da dinleyerek velayeti tayin etmektedir.
E. VELAYET HAKKI NASIL SONA ERER?
Velayet Çocuğun ergin olması, velayet hakkına sahip olan kişinin ölmesi, velayet hakkının kaldırılması, boşanma halinde velayet hakkının bırakılmaması sonucunda sona erer.
F. VELAYET DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?
Değişen koşullar doğrultusunda çocuğun velayetin değiştirilmesi mümkündür. Türk Medeni Kanunun 183. Maddesine göre; “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır”. Kanun hükmü doğrultusunda çocuğun menfaatleri düşünülerek velayetin değiştirilmesine karar verilebilir.
G. BOŞANMA DAVASI İLE ZİYNET EŞYALARI TALEP EDİLEBİLR Mİ? ZİYNET EŞYALARI HANGİ TARAF AİTTİR?
Düğünde takılan takılar hangi tarafa takıldığı önemli olmaksızın Yargıtay kararları ışığında kadına aittir. Ziynet eşyasına ait talepler boşanma davası ile sürülebileceği gibi boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren ayrı bir dava olarak da ileri sürülebilir. Düğünde takılan takılar kadının kişisel malı sayıldığı için boşanma davasında ya da mal rejimine dayalı davada mal paylaşımına dahil edilmez.
H. BOŞANMA DAVASINDA MAL REJİMİ, BOŞANMA HALİNDE MAL PAYLAŞIMI NEDİR? NASIL YAPILIR?
a. MAL REJİMİ NEDİR?
Anayasa Mahkemesinin 18.09.2008 T. Ve 2006/76 E., 2008/142 K. Sayılı kararında mal rejimi; “Eşlerin evlilik birliğinden önce ve/veya evlilik birliği devam ederken sahip oldukları malvarlıkları üzerindeki hak ve yükümlülüklerini, sorumluluklarını ve sona erme halinde malvarlığı değerlerinin akıbetini düzenleyen kurallar bütünü” şeklinde tanımlanmıştır.
b. BOŞANMA HALİNDE MAL PAYLAŞIMI NEDİR? NASIL YAPILIR?
Eşler arasındaki mal rejimine dayalı kurallar 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda düzenlenmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanun’unun yürürlük tarihi 01.01.2002’dir. Türk Medeni Kanunun 202. Maddesine göre; “Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler”. Anılan hükme göre 01 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu duruma göre 01 Ocak 2002 tarihinden önce evlenmiş olan eşler; 01.Ocak 2002 tarihine kadar edindikleri mallar yönünden 01 ocak 2002 tarihinde önce tabi oldukları mal rejimine bağlı olacaklar, 01 Ocak 2002 tarihinde itibaren bir yıl içerisinde yani 01. Ocak 2003 tarihine kadar başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde 01 Ocak 2002 tarihinden itibaren geçerli olmak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun belirlediği yasal mal rejimi olan Edinilmiş Mallara katılma rejimine tabi olacaklardır.
Anılan Kanunun 203.maddesine göre ise; “Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler” kurallarına yer vermiştir. 03.12.2001 tarih, 4722 Sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 10. Maddesine göre; “Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan boşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar eşler arasında tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Dava boşanma veya iptal kararıyla sonuçlanırsa, bu mal rejiminin sona ermesine ilişkin hükümler uygulanır. Davanın redle sonuçlanması hâlinde eşler, kararın kesinleşmesini izleyen bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, Kanunun yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Şu kadar ki eşler, yukarıdaki fıkralarda öngörülen bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirler. Yukarıdaki hükümler uyarınca mal birliği veya mal ortaklığı rejiminin yasal mal rejimine dönüşmesi hâlinde, Türk Kanunu Medenîsinin ilgili mal rejiminin sona ermesine ilişkin hükümleri uygulanır”. Aynı Kanunun 11. Maddesine göre ise; ”Eşler arasında mal rejimleriyle ilgili değişiklikler sebebiyle, üçüncü kişilerin haklarını korumaya yönelik sorumluluk hükümleri, Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girmesinden sonraki değişiklikler hakkında da uygulanır” hükümlerine yer verilmiştir.
c. KATKI PAYI ALACAĞI, KATILMA PAYI ALACAĞI NEDİR?
01.Ocak 2002 tarihinden önce yapılan evliliklerde, bu evlilik birliği içinde edinilen mal kim adına edinilmiş ise o mal edinen kişinin malı sayılacaktır. Bu durumda diğer eş edinilen mal üzerinde katılma payı alacağı talep edemeyecektir. Ancak diğer eş bu malın edinilmesine maddi katıda bulunmuş ise bu takdirde katkı payı alacağı talep edebilecektir. Burada katılma payı alacağı ile katkı payı alacağını birbirine karıştırmamız gerekir. Katkı payı alacağı, Medeni Kanun’da özel olarak düzenlenmemiştir. Bu alacak türü Yargıtay içtihatları ile Borçlar Kanundaki hükümler doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Katkı payı alacağı, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemlerde edinilen mala, diğer eşin maddi olarak yaptığı katkının karşılığıdır. Katılma alacağı ise; kanundan doğan bir karine olarak edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin malvarlıklarını birlikte edindikleri kabul edilmektedir. Yani katılma alacağında eşlerden birinin evlilik birliği içinde edinilen mala doğruda maddi katısı olsun olmasın, evlilik birliğine yapılan katkı olarak kabul edilir. Burada eşin çalışıp çalışmamasının veya birinin kazancının diğerinin kazancından yüksek olmasının hiçbir önemi yoktur.
d. BOŞANMA HALİNDE MAL PAYLAŞIMI DAVASI AÇMA SÜRESİ NE KADARDIR?
Boşanma halinde mal paylaşımına dayalı olarak açılacak dava Türk Borçlar Kanunun 146. Maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir”. Mal paylaşımına dayalı davada, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği takdirde, mal paylaşımına dayalı dava açmak mümkün değildir. Mal paylaşımına dayalı dava boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi, boşanma davasının kesinleşmesinin ardından da açılabilir. Mal paylaşımına dayalı dava boşanma davası ile beraber açılırsa her halükarda hâkim boşanma davasının kesinleşmesini bekler.
e. BOŞANMA HALİNDE MAL PAYLAŞIMI DAVASINDA YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR?
Mal paylaşımı dayalı olarak açılan davalarda görevli mahkeme aile mahkemeleridir.
Mal paylaşımına dayalı olarak açılan davalarda yetkili mahkeme Türk Medeni Kanunu’nun 214. Maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Anılan hükme göre;“- Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir: 1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi, 2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme, 3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi”.
f. ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA MAL PAYLAŞIMI YAPILABİLİR Mİ?
Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar hazırlanacak protokol ile mal paylaşımını diledikleri gibi yapabilir, paylaşım oranlarını belirleyebilirler. Taraflar dilerlerse mal paylaşımın dayalı tüm haklarından feragat edebilirler. Ancak feragat söz konuş ise bu durunda protokolde açıkça yazılmalıdır. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına dayalı haklardan açıkça feragat edildiği beyan edilmemişse yine mal paylaşımına dayalı olarak boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde mal paylaşımına dayalı dava açılabilecektir.
Mal paylaşımına dayalı davalar boşanma davasının ferileri niteliğinde değildir. Bu nedenle hakim anlaşmalı boşanma davasında mal paylaşımına dayalı bir konuda anlaşmaya varılmasını aramaz. Bu nedenle taraflar anlaşmalı boşanma davasında mal paylaşımına dayalı bir paylaşım yapmamışsa, taraflar anlaşmalı boşanma davasından sonra mal paylaşımına dayalı dava açabilir.