I. İPTAL DAVASI NEDİR?
Bir idari işlemin idare mahkemesi nezdinde hukuka uygunluğunun denetlendiği ve yapılan yargılama sonucunda hukuka aykırılığına karar verilmesi halinde idari işlemin geçmişte etkili olarak hüküm ve sonuçlarıyla kaldırılan bir dava türüdür.
II. İPTAL DAVASININ KONUSUNA İLİŞKİN İDARİ İŞLEMİN ÖZELLİKLERİ
- İptal davasının konusu idari işlemdir.
- İdari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için yürütülmesi gereken bir işlem olması gerekir.
- İptal davası ancak tek taraflı idari işlemlere karşı açılabilir. Bu nedenle idari sözleşmelere karşı iptal davası açılmaz.
- İdari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için kesin ve icrai nitelikte bir işlem olması gerekmektedir.
III. İPTAL DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME
2576 Sayılı Kanun’un 5. Maddesine göre; “İdare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin
görevine giren davalarla ilk derecede Danıştay da çözümlenecek olanlar dışındaki: a) İptal davalarını, b) Tam yargı davalarını, c) (Değişik : 8/6/2000 – 4577/2 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklardan hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları, d) Diğer kanunlarla verilen işleri, Çözümler. 2. Özel Kanunlarda Danıştayın görevli olduğu belirtilen ve İdari Yargılama Usulü Kanunu ile idare mahkemelerinin görevli kılınmış bulunduğu davaları çözümler”. Anılan hükme göre vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla, ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’ın görevine giren davalar harici davalar idare mahkemesinin görevine girer.
İdari davalara bakmakla görevli olan İdare mahkemesi, vergi mahkemesi ilk derece mahkemesi; Bölge idare mahkemesi istinaf mahkemesi; Danıştay ise temyiz mahkemesi olup, bazı davalarda ilk derece mahkemesidir.
İdari davalarda görev kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle görevsizlik itirazı yapılsın ya da yapılmasın, mahkeme davanın her aşmasında mahkemenin görevli olup olmadığına karar verebilir.
IV. İPTAL DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME
İptal davalarında yetkiyi genel ve özel yetki kuralı dahilinde inceleyeceğiz.
2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun (İYUK) 32. Maddesi genel yetki kuralını düzenlemiştir. Anılan hükme göre; “Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir”.
Özel yetki kuralı ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 33, 34 ve 35. Maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 33. Maddesine göre; “Kamu görevlilerinin atanması ve nakilleri ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlilerinin yeni veya eski görev yeri idare mahkemesidir. 2. Kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi, emekli edilmeleri veya görevden uzaklaştırılmaları ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir. Kamu görevlilerinin görevle ilişkisinin kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezaları ile ilerleme, yükselme, sicil, intibak ve diğer özlük ve parasal hakları ve mahalli idarelerin organları ile bu organların üyelerinin geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılmalarıyla ilgili davalarda yetkili mahkeme ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesidir. 4. Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, hakim savcıların mali ve sosyal haklarına ve sicillerine ilişkin konularla, müfettiş hal kağıtlarına karşı açacakları ve idare mahkemelerinin görevine giren davalarda yetkili mahkeme, hakim ve savcının görev yaptığı yerin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu bölge idare mahkemesine en yakın bölge idare mahkemesinin bulunduğu yer idare mahkemesidir”.
Kanun’un 34. Maddesine göre; “1. İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir. 2. Köy, belediye ve özel idareleri ilgilendiren mevzuatın uygulanmasına ilişkin davalarla sınır uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme, mülki idari birimin, köy, belediye veya mahallenin bulunduğu yahut yeni bağlandığı yer idare mahkemesidir”.
Kanun’un 35. Maddesine göre; “Taşınır mallara ilişkin davalarda yetkili mahkeme, taşınır malın bulunduğu yer idare mahkemesidir”.
V. İPTAL DAVASINDA SÜRE
Dava açma süresi İYUK 7. Madde de hüküm altına alınmıştır. Anılan hükme göre; “Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür”.
Dava açma süresi hak düşürücü süredir. Dava açma süresi idari işlemin tebliğ edildiği günü izleyen günden başlar.
Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar.
İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.
İYUK 11. Maddeye göre; İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İdarenin sessiz kalmasına zımnen red denir. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.
İYUK 10. Maddeye göre; İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.
VI. İPTAL DAVASINDA DAVA AÇMA EHLİYETİ
İptal davası açılabilmesi için hak sahibi gerçek veya tüzel kişinin dava açma ehliyetine sahip olması gerekir. İdari davalarda dava açma ehliyeti için medeni hakları kullanma ehliyetinin yanında, dava konusu olacak işlem ile davacı arasından menfaat ilişkisinin bulunması gerekir.
VII. İPTAL DAVASININ SEBEPLERİ
İptal davası, idari işlemin yetki, şekil, usul, sebep, konu, maksat yönünde hukuka aykırı olması sebebiyle açılabilir.
Yetki; bir idari merciin belli bir işlemi kamu adına yapabilme ehliyetidir. İdari mercii işgal eden kişiye bu yetki Anayasa ve kanunlar çerçevesinde verilir. Bu durumda bir idari merciin, yetkisi dışında idari işlem tesis etmesi, hukuka aykırılık oluşturur. Bu idari işlemin iptali talep edilebilir. Yetki kamu düzenine ilişkin olduğu için de bu hukuka aykırılık davanın her aşamasın da davacı tarafından ileri sürülebilir.
Şekil; İdari işlemler kural olarak yazılı şekle tabidir. Anayasa’nın 125. Maddesine göre; “idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren başlar” hükmün de yazılık kuralına yer vermiştir. Bir idari işlem kanunların belirlediği şekil şartlarına uygun olarak tesis edilir. Bir idari işlem şekil şartlarına uygun olarak tesis edilmemişse iptal davasına konu edilebilir.
Usul; İdari işlemin tesis edilmesinde izlenecek yoldur. Bir idari işlem tesis edilirken, idare izlenecek yola aykırı hareket etmişse işlem iptal davasına konu edilebilir. Usul bakımında hukuka aykırılığı örneklendirecek olursak; bazı durumlarda idare, idari işlem tesis etmeden önce kişinin savunmasını almak zorundadır. örneğin Anayasa’nın 129. Maddesine göre “memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanımadıkça disiplin cezası veremez”. Kanun açıkça savunma hakkını düzenlemiştir. Savunma hakkı verilmeden kişiye disiplin cezası verilirse verilen ceza usul açısından hukuka aykırılık teşkil eder.
Sebep; İdarenin o idari işlemi yapmaya sevk eden gerekçedir. Örneğin; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. Maddesine göre; “izinsiz ve özürsüz bir şekilde bir yıl içinde toplam 20 gün göreve gelmeyen memur, memurluktan çıkarılır”. Burada memurluktan çıkarılma gerekçesi açıkça gösterilmiştir. Bu gerekçeye dayalı olarak tesis edilen idari işlem tesis hukuka uygunluk teşkil eder. Ancak idare tarafından gösterilen gerekçe hukuka uygun değilse iptal davasına konu edilebilir.
Konu; bir idari işlemin doğurduğu hukuki sonuçtur. Örneğin; kamulaştırma işlemi, idarenin kamu yararını göstererek özel mülkiyette bulunan bir taşınmazı rıza dışında kendi mülkiyetine geçirmesidir. Bu işleminin konusu, taşınmaz üzerinde ki özel mülkiyetin rıza dışında sonlanması ve mülkiyetin idareye geçirilmesidir. İdare tarafından konu edilen idari işlem hukuka aykırı ise o işlem iptal davasının konu edilebilir.
Maksat (Amaç); idarenin bir idari işlem ile ulaşmak istediği sonuçtur. İdare tüm işlemleri genel bir amaç olarak kamu yararına tesis eder. Bazı hallerde idare özel amaca dayalı olarak da işlem tesis edilmektedir. Ancak kamu yararına dayalı ve özel amacı aşan işlemler, hukuka aykırılık teşkil eder. Bu durumda, bu idari işlem iptal davasının konusu olabilir.
VIII. İPTAL DAVASININ SONUÇLARI
Yapılan yargılama sonucunda mahkeme idari işlemin iptaline ya da davanın reddine karar verir.
Davanın usulden reddedilmesi halinde söz konusu koşulların yerine getirilmesi ile dava yeniden açılabilir. Ancak dava süre yönünden reddedilmişse idari yargıda süreler hak düşürücü nitelikte olduğu için bir daha dava açılamaz. Dava esas yönünden reddedilmişse, dava konusu işlem hukuka aykırı olduğu için tekrar bu işlem için dava açılamaz.
Dava konu idari işlemin iptaline karar verilmişse, idari işlem tesis edildiği andan itibaren geçmişe etkili bir şekilde ortadan kalkar. İptal kararları geçmişe etkilidir.
IX. İPTAL KARARLARININ UYGULANMASI
İdare tarafından iptal kararları yerine getirilmelidir. İdare mahkeme kararın uymak zorundadır. Anayasa’nın 138. Maddesinin son fıkrasına göre; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”. İYUK 28. Maddeye göre; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez”. Kanun metinlerinde açıkça anlaşıldığı üzere mahkeme tarafından verilen karar idariyi bağlamaktadır.
İdare, 30 günlük süre zarfından mahkeme kararını yerine getirmezse hem idarenin sorunluluğu hem mahkeme kararının yerine getirmeyen kamu görevlisinin sorumluluğu karşımıza çıkar. İYUK’un 28. Maddesinin 3. Fıkrası idarenin sorumluluğunu düzenlemiştir. Anılan hükme göre; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir”. Mahkeme kararını yerine getiremeyen kamu görevlisinin ise hem hukuki hem de cezai sorumluluğu vardır. Bu durumda davacı, ilgili kamu görevlisi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 257. Maddesine göre görevi kötüye kullanma suçundan dolayı suç duyurusunda bulunabilir. Ayrıca İYUK’un 28. Maddesinin 4. fıkrası doğrultusunda tazminat davası açabilir.